Özel hastanenin acil servisine başvuran hasta ve yakınlarının en zor anlarında karşısına çoğu kez aynı soru çıkar: “Önce ödeme mi yapılacak?” Oysa sağlık hizmeti, özellikle hayat ve vücut bütünlüğü bakımından tehlike bulunan hâllerde, salt ticari bir ilişki olarak görülemez.
Anayasa’nın 17. maddesi yaşamı ve kişinin maddi-manevi varlığını korur; 56. maddesi ise devlete sağlık hizmetlerini planlama ve denetleme görevi yükler. Bu anayasal güvence, özel hastanelerin de acil vakalarda hastayı ödeme gücüne veya sağlık güvencesine bakarak geri çevirememesini gerektirir.
Acil vakada hastanın kabulü ve müdahale zorunludur
Özel hastaneler, acil vakayı hastanın SGK’sı, özel sigortası veya ödeme imkânı olup olmadığına bakmadan kabul etmek; gerekli tıbbi müdahaleyi gecikmeksizin yapmakla yükümlüdür. Hizmet bedeline ilişkin işlemler, acil müdahale ve bakımın önüne geçirilemez.
Kalp krizi şüphesi, ciddi solunum sıkıntısı, ağır alerjik reaksiyon, trafik kazası, zehirlenme, ciddi kanama, bilinç kaybı veya ağır travma gibi durumlarda hastanın önce kayıt masasında ödeme pazarlığına zorlanması, sağlık hakkıyla bağdaşmaz.
Acile girmek tek başına yeterli mi?
Burada önemli ayrım şudur: Acil servise başvuran her kişi ilk anda değerlendirilir; ancak her şikâyet hukukî anlamda “acil hâl” sayılmayabilir.
Mevzuata göre acil hâl; ani hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri nedenlerle ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren veya gecikme ya da nakil hâlinde hayatın yahut sağlık bütünlüğünün kaybedilmesi riski doğuran durumlardır.
Hekim değerlendirmesi sonunda başvurunun acil hâl kapsamında olmadığı ve “yeşil alan” muayenesi niteliğinde kaldığı belirlenirse ücretlendirme yapılabilir. Fakat bu tespit, hastaya daha ilk anda “önce para” denilmesinin gerekçesi olamaz; tıbbî değerlendirme hekim tarafından yapılmalıdır.
Acil hâlde ilave ücret alınamaz
SGK’nın açık açıklamasına göre, kurumla sözleşmeli olsun veya olmasın sağlık hizmeti sunucularınca acil hâl kapsamında verilen acil sağlık hizmetleri için katılım payı ve ilave ücret alınamaz.
Acil servislerden kabul edilerek doğrudan yapılan acil girişimsel işlemler ile ilk 24 saat içinde acil gözlem ünitesinde uygulanan hizmetler için de ilave ücret istenemez. Hastanın stabilize edilip ilgili kliniğe yatırılması veya başka bir yataklı kuruma sevk edilmesiyle acil hâl sona erebilir.
Acil hâl sonrasındaki işlemler bakımından hastaneden ilave ücret istenebilmesi için, hastaya veya yakınına acil hâlin sona erdiği ve bundan sonraki işlemlerin ücretli olduğu yazılı olarak, imza karşılığı bildirilmelidir. Sonradan sürpriz fatura çıkarılması hukuken tartışmalıdır.
Vatandaş ne yapmalı?
Acil durumda öncelik elbette tedavidir. Ancak mümkünse hasta yakını şu belgeleri saklamalıdır:
Hastanın genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü kişi olması hâlinde, acil hâl kapsamında alınan ücret için hastanenin bulunduğu yerdeki SGK İl Müdürlüğüne başvurulabilir. SGK kapsamı dışında kalan kişiler ise İl Sağlık Müdürlüğüne müracaat edebilir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı SABİM ALO 184 hattı üzerinden şikâyet oluşturulabilir. Haksız tahsil edilen bedelin iadesi için somut olaya göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yolu da değerlendirilebilir.
Sonuç
Özel hastane işletmeciliği ticari bir faaliyet olabilir; fakat acil sağlık hizmeti, hastanın hayatı ile ödeme gücü arasında tercih yapılabilecek bir alan değildir. Hastane, acil hastayı kabul etmek ve gerekli müdahaleyi gecikmeksizin yapmak zorundadır. Acil hâl kapsamındaki hizmetlerden ilave ücret alınması kural olarak mümkün değildir; “yeşil alan” değerlendirmesi veya acil hâl sonrasındaki işlemler ise ayrıca ve şeffaf biçimde ele alınmalıdır.
Vatandaşın panik içinde imzaladığı bir form ya da ödeme yapmış olması, her tahsilatı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.