← Tüm Yazılar

08.08.2026

Kira Tahliye Taahhütnamesi: Geçerlilik Şartları, İmza Riski ve İcra Yoluyla Tahliye

Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak üstlenmesidir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verene önemli bir imkân sağlar; ancak eksik veya özensiz düzenlenen bir belge, tahliye sürecinde ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesine göre kiracı, kiralananın kendisine tesliminden sonra, kiraya verene karşı, taşınmazı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmiş ve buna rağmen boşaltmamışsa; kiraya veren, tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibine başvurabilir veya dava açabilir.

1. Taahhütname kira sözleşmesi ve fiilî teslimden sonra düzenlenmelidir

En temel şart budur. Tahliye taahhütnamesi, kira sözleşmesi ile aynı anda ya da kiralanan henüz kiracıya teslim edilmeden önce alınmışsa, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılabilir.

Önemli olan yalnızca belgedeki tarih değil, fiilî teslimin gerçekten gerçekleşmiş olmasıdır. Anahtar teslim tutanağı, teslim yazışmaları, aidat/abonelik başlangıcı veya benzeri deliller; ileride “teslimden sonra düzenlendi” iddiasının ispatında önem taşıyabilir.

Kanunda kira sözleşmesinden sonra mutlaka 15 gün veya 30 gün beklenmesi gerektiğine dair bir süre yoktur. Buna rağmen, teslimden sonra makul bir zamanda, ayrı bir belgeyle ve baskı ihtimalini bertaraf edecek şekilde düzenleme yapılması ispat bakımından çok daha sağlıklıdır.

2. Tahliye tarihi açık, kesin ve boşluksuz olmalıdır

Taahhütnamede tahliye tarihi; gün, ay ve yıl olarak tereddüde yer bırakmadan yazılmalıdır:

“Kiralananı 31.12.2026 tarihinde tamamen tahliye ederek anahtarlarını kiraya verene teslim edeceğimi kabul ve taahhüt ederim.”

“Bir yıl sonra”, “gerektiğinde”, “kiraya veren istediğinde” veya “sözleşme sonunda” gibi belirsiz ifadeler tahliye taahhüdünün işlevini zayıflatır. Tahliye tarihinin sonradan doldurulması ise çok ciddi bir ispat tartışmasına sebep olabilir.

Kiracının boş veya kısmen boş belgeye imza atması güvenli değildir. Yargıtay uygulamasında, sonradan anlaşmaya aykırı doldurma iddiasını kural olarak kiracının ispatlaması gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle hem düzenleme tarihi hem tahliye tarihi, imza anında eksiksiz yazılmalıdır.

3. Hür irade esastır: baskı, aldatma ve irade sakatlığı iddiaları

Tahliye taahhüdü kiracının serbest ve bilinçli iradesiyle verilmelidir. Kira sözleşmesinin kurulmasının zorunlu şartı gibi sunulan, “imzalamazsan evi vermem” baskısıyla alınan veya içeriği açıklanmadan imzalatılan belgeler uyuşmazlık yaratır.

Belgenin kiracı tarafından okunarak imzalandığını gösteren açık bir ifade yazılması yararlı olabilir. Ancak böyle bir kayıt, tek başına baskı veya aldatma iddiasını kesin olarak ortadan kaldırmaz. Düzenleme sürecinin dürüst, şeffaf ve ispatlanabilir olması gerekir.

4. İmza, taraf ve taşınmaz bilgileri eksiksiz olmalıdır

Taahhütnamede şu bilgiler açıkça yer almalıdır:

  • Kiracının adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası
  • Kiraya verenin adı, soyadı veya tüzel kişi unvanı
  • Kiralananın açık adresi ve mümkünse bağımsız bölüm bilgisi
  • Kira sözleşmesinin tarihi
  • Taahhütnamenin düzenleme tarihi
  • Kesin tahliye tarihi
  • Kiracının ıslak imzası

Birden fazla kiracı varsa, taahhütnamenin tüm kiracılar tarafından imzalanması gerekir. Tüzel kişi kiracıysa imza, şirketi temsile yetkili kişi tarafından atılmalı; temsil yetkisini gösteren belgeler de saklanmalıdır.

İmza inkârı, tahliye sürecini uzatabilecek başlıca itirazlardan biridir. Bu nedenle imzanın kiracı tarafından, belgenin tüm içeriği tamamlandıktan sonra atılması; her sayfanın paraflanması ve belgenin aslının özenle muhafazası yerinde olur.

5. Aile konutu bakımından eşin durumu ayrıca değerlendirilmelidir

Kiralanan yer aile konutu olarak kullanılıyorsa Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi önem kazanır. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez.

Bu nedenle aile konutu ihtimali bulunan durumlarda, diğer eşin açık rızasının da aynı belgede veya ayrı bir yazılı muvafakatle alınması uyuşmazlık riskini azaltır. Eşlerin her ikisinin de kiracı olduğu hâllerde zaten her iki eşin de imzası gerekir.

Bununla birlikte uygulamada önemli bir ayrıntı vardır: Kira sözleşmesinde taraf olmayan eş, TBK m.349 uyarınca kiraya verene bildirim yaparak sözleşmenin tarafı hâline gelebilir. Yargıtay kararlarında, takip tarihine kadar böyle bir bildirim yapılmamış olmasının tahliye takibindeki aile konutu itirazının değerlendirilmesinde etkili olduğu görülmektedir. Bu nedenle “eş imzası yoksa taahhüt her durumda otomatik geçersizdir” şeklinde kesin bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Somut olayın aile konutu niteliği, eşin bildirimi ve takip tarihi birlikte değerlendirilmelidir.

6. Şahit imzası yararlı olabilir; fakat geçerlilik şartı değildir

Tahliye taahhütnamesinde şahit imzası kanunen zorunlu değildir. Buna rağmen tarafların ve şahitlerin aynı anda, belge eksiksiz doldurulduktan sonra imza atması; düzenleme koşullarının ispatında yardımcı olabilir.

Ancak şahit imzası, teslimden önce alınmış bir taahhüdü geçerli hâle getirmez; boş bırakılmış tarih veya imza tartışmasını da tamamen ortadan kaldırmaz. Bu nedenle şahit, ek bir ispat aracıdır; belgenin temel geçerlilik şartlarının yerine geçmez.

7. Noter düzenlemesi neden önemlidir?

Tahliye taahhütnamesinin noterlikte yapılması kanunen zorunlu değildir. Adi yazılı şekilde düzenlenen belge de şartları taşıyorsa geçerli olabilir.

Buna karşılık noterlikçe düzenlenen veya tarih ve imzası noterlikçe onaylanan belge; imzanın kiracıya ait olup olmadığı ve belgenin hangi tarihte düzenlendiği yönünden daha güçlü ispat imkânı sağlar. Ayrıca İcra ve İflas Kanunu m.275 uyarınca, noterlikçe resen düzenlenmiş ya da tarih ve imzası tasdik edilmiş belgeye dayalı tahliye istemlerinde, itirazın icra mahkemesinde kaldırılması bakımından kiraya verenin usulî konumu daha güçlü olabilir.

Fakat noter işlemi, teslimden önce alınmış veya serbest iradeyi yansıtmayan bir taahhüdü kendiliğinden geçerli kılmaz. Noterlik, şekil ve ispat gücünü artırır; maddi hukuka ilişkin sakatlıkları ortadan kaldırmaz.

8. Tahliye tarihinden sonra bir aylık süre kaçırılmamalıdır

Kiracı, taahhüt ettiği tarihte taşınmazı boşaltmazsa kiraya verenin hızlı hareket etmesi gerekir. TBK m.352 uyarınca tahliye tarihinden başlayarak bir ay içinde:

  • İcra dairesinde tahliye takibi başlatılabilir veya
  • Tahliye davası açılabilir.

İcra ve İflas Kanunu m.272 ve devamı hükümleri uyarınca, belge icra dairesine sunulduğunda kiracıya tahliye emri tebliğ edilir ve taşınmazın 15 gün içinde tahliye edilmesi istenir. Kiracı süresinde itiraz etmezse, 15 günlük sürenin sonunda cebrî tahliye gündeme gelir. İtiraz edilmesi hâlinde ise izlenecek yol, belgenin niteliğine ve itirazın içeriğine göre değişir.

Tahliye taahhüdüne dayalı dava bakımından, süresinde yazılı bildirim yapılması hâlinde TBK m.353 kapsamında dava açma süresinin uzaması ayrıca değerlendirilebilir. Ancak icra takibi yönünden hak kaybı yaşanmaması için bir aylık süre geçmeden işlem yapılması en güvenli yaklaşımdır.

Sonuç: Tahliye taahhütnamesi basit bir form değildir

Tahliye taahhütnamesinin geçerliliği; teslimden sonra düzenlenmesine, yazılı olmasına, tahliye tarihinin belirli olmasına, kiracının serbest iradesine, doğru imzaya ve süresinde işleme konulmasına bağlıdır.

En güvenli uygulama; kira sözleşmesi ve fiilî teslimden sonra, tüm bilgiler doldurulmuş şekilde, kiracının huzurunda, aile konutu ihtimali varsa eşin açık rızası da alınarak ve mümkünse noterlik işlemiyle belgenin düzenlenmesidir. Her somut olayın kira ilişkisi, teslim koşulları, aile konutu niteliği ve taraf yapısı farklı olabileceğinden; imzadan önce belgenin hukuki sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.